....

21/4/2008 - ...

Kategori: kendimce

İşte yine yeni bir yıla adım atıyorsun

Sen buna üzülüyorsundur belki de

Çünkü zaman ilerledikçe üzüntüler

Çocuk masumluğundan uzaklaşıyor

Gülüşlerinse zaman oluyor ki

Yalan dünyanın yalan insanları tarafından

Gözyaşına dönüşüyor

Acı tatlı nasıl geçireceğin bilinmez tabi

Ama dileğim odur ki

Büyük sevinçlerinin başlangıcı olsun

Mutlu, huzurlu ve sağlıklı

Bir yıl, bir ömür geçir…

Seni yoktan var edenin huzuruna varmadan önce

Huzuruna varmaya layık olan kullardan ol

 

İyi ki doğdun iyi ki varsın

Doğum günün kutlu olsun… Nice yıllara

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - ..

Kategori: kendimce

Nedendir gideni geri getirmeye

Zorla kendini kabul ettirmeye çalışmak

Dostlar vefasızca yaran gözyaşına aldırmadan gitmekte

Arkalarında bıraktıkları

Birkaç güzel anı

Birkaç damla gözyaşı…

Geldikçe akıla bir of çeker yürek derinden

Yıllar ay aylar hafta haftalar gün gibi

Zaman su gibi akıp yara kabuk bağlasa da

Elemi ilk an ki gibi taptaze

Bunca üzüntü, serzeniş

Sanmasın ki kimse onlara

Muhtaç olunuştan

Göründüğü gibi değil elbette ki

Sahte gülüşlere yalan sevgilere

Nasıl inandım diye pişmanlıktan, aslında hepsi insanın kendine

Ağlamaksa ağlamalı

Lanetler yağdırmaksa yağdırmalı

Ne varsa kırıp dökmeli

Kendine son bir zarar verip

Kapanan kapıları bir kez daha açmalı

Vurulan darbelere, keşkelere inat…

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - ...

Kategori: kendimce

Sen sildin ya beni yüreğinden

El oldun ya

Siyaha boyandı tüm renklerim

Bakma kızdığım zamanlardaki huysuzluklarıma

Bakma istemiyorum seni diyişlerime

Hak ettiğin gibi sevemedim seni

Mazur gör beni bu sevdada

Sevgim küçük lakin sancısı büyük oldu

Bir başkasının olduğunu kabullenmek öyle zor ki…

Ah sevgili! Yürek yanmasa göz yaşarmazmış

Ancak geldiğin vakit kurur bu gözler

Herkes gibi olma bende

Beklemekten yorgun düşürme…

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - ....

Kategori: kendimce

Sevmeyi sevilmeyi bilmeyişimden midir bilmem

Ne dostluklarım nede sevdalarım düz yolda

Yarım kalan ya da biten bir şeyler var sürekli

Vurulan hep benim güvercinlerim

Kana bulanan hep benim gökyüzüm…

Öğrendim ki sevmeyi öğrenmenin değil lakin

Sevildiğini öğrenmenin bir yolu varmış

Ve buda sevdiğini özgür bırakmakdan geçermiş…

Sevilmediğini anladığın vakit

Belirsiz bir viranî yaşamaktansa

Belirli bir acı yaşamayı yeğlerim diyip

Düşüncelerle geçen uykusuz geceleri

Yakılan türküleri unutmalı ve

Dinmeyen gözyaşlarını durdurup kurtulmalı yarım yamalak sevdalarda rol almaktan…

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - ...

Kategori: kendimce

Olmayacağını bile bile isterim ki zaman dönsün geriye

Bazen pişmanlıktan doğan keş kelerim

Bazen de yaşadığım güzellikleri bir daha yaşamak için

Fotoğraf karelerinde bulmaya çalışıyorum yitirdiklerimi

Bulmak istediklerimin ne derece gerçek olduklarını düşünmeden

Sitem dolu oluşum hayatından çıkarıldıklarıma

Her şeye rağmen vefalı olmaya çalışıyorum

Olmaması gereken kandırmacalar yaşatanlara…

Arkama dönüp baktığımda

Benim olduğunu sandığım şeylerin

Aslında hiç bana ait olmadıklarını görüyorum

Unutulmanın, umursanılmamanın verdiği bir hüznün serzenişi benimki

Sözlerim varken varlığını hissettirmeyene

Konuşurken söylediklerinin gerçekliği olmayana…

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - ayrılığa...

Kategori: kendimce

Kalem dile geliyor senli günlerin gelmeyeceği

Hatırıma düşüp dört bir yanımı sarınca

Firkatinden buyana mülteciyim satır aralarına

Bilmezsin ki gönül heybemde sevdanı taşımak

Başkasıyla olduğunu bilmesem zor gelmez

Yüreğimin en mutena köşesindeki sızım

Yetim özlemim

İnce ince kanayan yürek yaram

Dil_i zarımın bitmeyen vaveylası

Bitsin sensizliğe serzenişim, senden yadigâr kalan derûni ağrılarım

Sonunu bilmediğim bir kaçışın günahını çekiyorum

Şimdi öyle bir gel ki ayaklarım geri adım atmaya korkar olsun….!!!

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - ayrılığın ardından

Kategori: kendimce

Ayrılığın ardından kalan

Feryadı figan içindeki kalbim

Birde odamdaki ıslak  mendil kokusu

Çıkarsam avuçlarıma koyabilsem de görebilsen

Yüreğimin en sancılı yanlarında

Sensizlikle büyüyen yaraların var olduğunu

 

 

Elinden oyuncağı alındığında

Üzülen çocuğunki kadar masum değil üzüntülerim

Kalbim desen pişmanlık ateşinde

Kavruldukça kavrulmakta…!

Yüreğimin derinliklerindeki keşmekeşlerde kayboluyorum

Hasretin sol yanıma bastırdıkça

 

 

Gitmek zor…

Ama pişman olup dönünce sevdiğini

Başkasında bulmak çok daha zormuş sevgili

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - Bağdat sus olur

Geçer seneler, utanç duvarlarının zırhında.
Bağdat sus olur, dünya pus!
Bir yıla kaç bomba sığar?
Siyah torbaya toplanan et parçaları,
Hangi kabristana gömülür
Kabristanda hangi çiçekler açar?

Gül mü
Karanfil mi
Zulüm mü
Zulüm, dünyanın hangi suyuyla beslenir
Su hangi dünyadan akar Bağdat'ı cansız bırakır.
Bağdat beşinci ömrünün kısalığında,
Müslümanlar beşinci ömrünün suskunluğunda.
Ne demeliyiz Bağdat sana
"Nice Yıllara" mı demeliyiz...
Sahi bu kadar çığırdan çıktı mı insanlık
Bağdat, yaş olur akar.
Bağdat, nefes olur tıkanır damlaların hıçkırığında.
Bağdat harabe olur...
Dünya harap.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - Toplanıyoruz parti kapatacğız

 

Toplanıyoruz...
Nereye?....
Parti kapatmaya...
Kim kim diyoruz....
Ben, sen, o,biz, siz,onlar....
Neden hayırdır?...
Bırak "hayrı" irtica kokuyor o kelime...
Peki neden?...
Canım sıkıldı son zamanlarda...

 

 


Yolunda gitmemeli bu ülkede bişeyler
Darbeler olmalı, canlar yakılmalı...
Silahlar susmamalı....
İnsanlar asılmalı...
Bilim, akılsızlığın önderliğinde yapılmalı...
Ekonomi çökmeli...
Anlıyor musun?...
Özgürlükler parmaklıklar arkasında, gökyüzünün hayalinde olmalı...
Özgürlük, demokrasi vb laflar alışverişmerkezlerinin camekanına asılmalı...
Belki satın alan birileri çıkar...
Tabi halen daha birileri var ise ...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2008 - DÜNYADA ÇOCUK OLMAK

Dünyada çocuk olmak
uzaklarda değil dünyada...
flashlar patlıyor, çocukluğumun popüler yanlarına.
maymun iştahlı insanların dinmek bilmeyen nefsi arzularında
burkuluyor çocukluğum...

uzaklarda değil dünyada
her taşın üzerine barbi(e) bebek silüetleri çiziyorum
ve zamanı gelince fırlatıyorum bebeğimi
kocaman tanklara...

uzaklarda değil dünyada
buraya gelen insanlar kan akıntılarının fotoğrafını çekip gidiyorlar
belki, bir umut diyorum
taşın üzerindeki bebeğimin yüzünüde çeken olur
farkına varan bir kişi dahi çıkmıyor...

uzaklarda değil dünyada
herşeye alışıyormuş insan acıya, hasrete, ayrılığa
ben alışmadım bombanın çığlıklarına
ve ben alışamadım barbi(e) bebeğimin gözlerinin tankın altında kalmasına

uzaklarda değil dünyada
bizler oyuncaklarımızla birlikte oyun oluyoruz dünyaya
sahi eğlendirebiliyor muyuz sizleri?....

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

.,

Son Yazılarım

...
..
...
....
...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • dostluga dair
  • HZ-MUHAMMED
  • islamiii
  • kendimce
  • siirler
  • öylesine
  • Arkadaşlarım

    faysalozel