beni kaybetme seni kaybetmeyeceğim


21/9/2007 · Kategori: siirler

Gözlerine dalip gittigimde beni benden alip götüren masumiyetin,
Saf ve kendine has güzelligin.
Ask sarkilarini severek dinleten sihrin ve gözlerimin içini güldüren
sevecen marifetin.
Hosnutum. Hatta mutlu. Ama buruk.
Ben içten ve inanabilecegin kadar hos sevebilirim seni.
Su anda yakin oldugum kadar hiç sana yakin olmadim belki de.
Gün geçtikçe daha da yakinlasiyorum uzaktan da olsa.
Sende kesfettigim her bir tepenin zirvesinde bir sonraki tepeyi görüyorum.
Ve onunda zirvesine varmak üzere tekrar yola çikiyorum.
Her yolculukta bugüne kadar ne kadar uzak ve yanlis yönlere gittigimi
görüyorum.
Sende dogruyu buldugumu hissettikçe ve sinirsizligini kesfettikçe
>bir kere daha tamamen sende olmanin keyfine variyorum.
Dogru olan her tarifle ve anlatamadigim bir tabirle seni seviyorum.
Ask demiyorum. Ölümlü olmasi korkutur beni.
Sana gelene kadar askti. Artik sınirsiz ve gerçek sevgi. Doyumsuz sevgi.
Gözlerimi yasartabilecek kadar aci olan ne olabilir sende?
Aci mutluluk yada baska birsey? Ne dersen de! Tarifsiz o kadar çok duygu
varmis ki sende...
Deli düsüncelerimi saptiran, sinir düsmanimi yaktiran,
tek bir resme saatlerce baktiran, Bir damlayla aglatmaktan öte bir hissi
tattiran,
yok canimdan sönmüs küllerimle beni tekrar yaktiran,
Uykumda sayiklattiran, hep benden öte inanmaya korktugum herseyi bana
inandırarak
yasatan ilk ve tek kisisin. Sensin!
Zayifliklarim ve hatalarimdan korkma.
Içtenligimi yansıtamamamın suçluluk duygusunu bana yasattirma.
Unutma ki sen bir yikinti aldin.
Yillarca kalbini emanet ettikleri tarafindan satilmis birini aldin.
Insanlik sevgisine ve hayata güvenini yitirmis zor bir insani aldin.
Gelgitlerden yorgun bir dalgaya kucak açtin!
Uçsuz bucaksiz denize son umutla bakip ta gözlerini yummus ve
zifiri karanliktan ayrim yapamadan kapattigim gözlerime yansiyan bir
Işıksın sen.
Kaybetmeme arzusuna ve hirçinligina bulandigim los tebesümlerimin aynasisin
sen.
Daralmis umutlarimin içinde kivranirken bulabildigim tek çikis noktamsin
sen.
Sona ermeyen izdirabimla çöllerden çikamazken tek bir damla
halinde dudagima damlayan yandigim o tesadüfsün sen!
Varligim ve yoklugumsun!
Kokuna bulanip ta uykusuz kalmak.
Benden artan o güzel uykuya dalmisken sana bakmak.
Sana kizmak... Seni kizdirmak...
Görmüyormus gibi yaparak aslinda her an seni gözlemek.
Farkini her hareketinde bir kere daha çözmek.
Senden ileri gidememek. Beni dize getiren bir tutku oldugunu görmek.
Sana sarilmak. Seni simsiki sarmak.
Sevinçli hayallerimde haber verecegim ilk kisi olarak seni düsünmek.
Senin için dua etmek. Aglamak... Öylesine güzel ve tarifsiz hos...
Oynamaktan deli zevk aldigim deli arkadasim.
Içkisiz masalarda kendimi kurtardigim anlayisli ve hararetli dostum.
Evcilligimi hos bulan biricik evcilim.
Sorumsuzlugumda bana kaslarini çatan çekindigim.
Sevginden simariyorsam eksik kalan yanlarimin farkli taskinligindandir.
Beni kaybetme! Seni kaybetmeyecegim!
Korkuyorum ve korkumun hep bu sekilde tazelenmesini diliyorum.

Yorum (1) Yorum yaz!

BİR İNSAN KOY KALBİME


21/9/2007 · Kategori: siirler

Rabbim…!!!

Bir insan koy kalbime!
Ama o insan Senin de sevdiğin olsun.
Ve beni öyle bir insan sevdir ki;
O insanin kalbi Seninle yanan bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki
Benden önce,
Onunla buluşmuş olan Sen olasın.
Onunla el ele tutuştuğumuzda,
İkimizin elinin üzerinde Sen olasın…!!!
Bana öyle gözler göster ki;
Ben o gözlerden Sana bakayım.
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler,Cennete açılan iki pencere olsun.
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki;
Kılavuzumuz Sen olasın

Ey Rabbim…!!!
Öyle bir sevgili verki bana,
Ona sarıldığımda kainat bize baksın.
Birbirine sarılsın.
Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin.
Günah sevap uğruna kendini feda etsin.
Ölüler birer birer uyansın sevgimizle…!!!
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim! Sevgimizde,Muhammed(S.A.V) sevilsin.
Öyle sevelimki birbirimizi.
Hz. Hatice göklerden bize seslensin,
Ve desin ki;
“Bak Ya Muhammed bak şu sevgililere onlar bizde… bizde onlardayız.
Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde..
Allah Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..”

Yorum (yok) Yorum yaz!

İNŞALLAH


21/9/2007 · Kategori: siirler

İNŞALLAH la başladı sevdam

İNŞALLAH la devam ediyor



Her vaadin sonuna koymalıyım bu sözü

Çünkü İNŞALLAH la doğuluyor

İNŞALLAH la ölünüyor

İNŞALLAH olmadan

Kısaca hiçbir şey olmuyor.


İNŞALLAH ALLAH İZİN VERİRSE demek

RAHMAN İZİN VERİRSE demek

O izin vermezse ne olacak?

Yağmur mu yağacak?

Can bendenden mi çıkacak?

Sevdan mı olacak?

Vuslat mı olacak?


İNŞALLAH diyorum sana

Seninle olanlara

Hayallere, düşlere, umutlara,

Seninle ebediyete, sonsuza,



Sonsuza

İNŞALLAH

Yorum (yok) Yorum yaz!

seni de vururlar bir gün ey acı!


21/9/2007 · Kategori: siirler

seni de vururlar bir gün ey acı!

uçuşup durduğun kanatlarından
sazın sözün türkülerin tükenir
ellerin koynunda kala kalırsın

şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı
gül açan yüzlerimizde
göğeriyor rengin senin de

biz seni,
ta eskiden tanırız hani
göğüslerimize taş olur inerdin
avuçlarımızda hira dağıydın

al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
ak deniz rüzgarına karışan sendin

biliyorum hiç bir tarih yazmayacak
ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
göbek bağı anasından henüz çözülmemiş
bebelerimize mitralyözlerin Wasingtondan
ayarlandığını

senide yakarlar bir gün ey acı
bir kul gözlerinden vurursa
parmakların eğri ağaç tutamaz
çığlıkların çağlar aşar duymazsın

ve ben biliyorum
örümceği, mağrayı, güvercini, asayı

ve İbrahimin baltasını biliyorum...

nereden başladı bu SAVAŞ
ve bu SAVAŞA karşı afyOnlanmış hecin yüzlü
insanlar kim

kim kimin yanında
kim kimin karşısında

meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız
çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
neden gülüyorlar ki

seni de vururlar bir gün ey acı
DÜNYADA sapan taşlı çocuklar
dalın, kolun, fidelerin budanır
kuru bir kütükle kalakalırsın

öyle bakmayın balkonlarınızdan
fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu
damarlarımızı yırtıyor
tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
pompalıyor yüreğimize

ve ne bağdattan
ne şamdan
ne mekkeden
ne diyarıbekirden
ne istanbuldan
ne buharadan
bunca telefon direğine rağmen
kimse kimseyi duymuyor

senide vururlar birgün ey acı
DÜNYADA soldurulmuş gül gibi
bu sevdaya düşsen sende yanarsın
suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

ve siz ey analar gecelerinizi böler hani siz gecelerinizi böler
çocuklarınıza ninniler söylerdiniz

hani siz fatihler doğururdunuz ...

gelin kızların giysileri kirletildi
çocuklar hep yetim kaldı

"elem yecidke yetimen feava"

ve ben biliyorum

istanbulun
bağdatın
diyarıbekirin
mekkenin
buharanın
birbirine nasıl bağlandığını
nasıl çözüldüğünü; sonra
ey insan
ey insanlık
ayağa kalk

kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları
gözleri uyur gibi kapanmış,
kan pıhtıları içindeki bu çocukları

gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
ve bir gün
bu dünya
gül bahçesine dönecek
bunu böylece bilin
ve unutmayın.....................!

Yorum (yok) Yorum yaz!

karışık bişiler


21/9/2007 · Kategori: siirler

Duru bir suya baktığımda
eğer tertemiz yüreğin
yansıyorsa gözlerime,
BEN SENİ SEVİYORUM.
Aramadığın sormadığın
zamanlarda, eğer yüreğimde
inceden bir sızı duyuyorsam
SENİ ÖZLÜYORUM.
Her şarkıda, her şiirde
ve okuduğum kitabın tüm
satırlarında seni yaşıyorsam
SENİ ÖNEMSİYORUM.
Ve uğrunda vazgeçebileceğim
mutluluğumken, düşünmeden
feda edebiliyorsam
SEN BENİM İÇİN ÖZELSİN...
__________________________________
Yürek Sızıntısı

her kafadan bir ses cıktığında
ve duymamaya başladığımda sesleri
hep birşeylerden kaçtığımı sanırdım

kendimi kendime anlatmaya çalışır
bir portre boyardım içimde
ben o resimdeki yüzü tanımazdım

kapattığımda gözlerimi, daldığımda düşüncelere
kimbilir kaçkez kopmuştur film orta yerinden
beyaz bir perde önünde öylece kalakalırdım

bazen boş caddelere atardım kendimi
karşıdan vururdu ayaz, dudaklarım donardı
her attığım adımda kendimden arınırdım

iç savaşlarım olmuştur ruhumun derinliklerinde
özümde yaralanmalar, ölüm vermiştir fikirlerim
yanar, kanar, içimde kaybolmuş birşeyler arardım

yeniden tanırdım her defasında kendimi
benden başka birde ben olduğuma
her sızlayışında yüreğim, kendime şaşardım

varoluşun gizemli köpüklü dalgalarında
açılıp ruhumun engin maviliklerine
kaderi tekneme yelken diye takardım

ulaşılamazdım bazen, kilit vururdum ruhuma
veya tutuklardım kendimi, zindanlarda çürütür
yada faili meçhul aşklar yaşardım...
_________________________________
Keşke Hic Olmasaydın


KEŞKE HİC OLMASAYDIN
Keşke hiç olmasaydın; başlamazdın, bitmezdin
İçimde tedâvisiz özlemler bırakarak…
Eğer gerçek sevseydin, böyle çekip gitmezdin
Ağlıyorum içime, resimlere bakarak…

Varlığınla işgalde, yokluğuna mahkumum…
Azadını bekleyen kuş gibi kafesinde.
Ne günse, ayrılıktan terhisi bekliyorum?
Sonsuza dek sevgili, haberin gelmese de.

Her başlangıç bir sonmuş; ya sevinç, ya üzüntü…
Kelepçeli feryâdım, prangalı gözyaşım!
Yüreğimde pişmanlık, ümidimde çöküntü…
Bitmez, beni yorsa da; yoksunlukla savaşım.

Alışmak mı? İmkansız, öyle zor ki alışmak…
Gündüz hülyalarımda, düşlerimdesin gece…
Emelim; ufuklarda her gün, her an buluşmak…
Sensizlik hep seninle, kilitlenmiş bilmece.

Bir hazan ürküntüsü, bir bahar sıcaklığı…
Kâlbime demirleyen vuslattan miras kalan.
Hayalimde aşkımın tertemiz berraklığı…
Özleminle tutuşan, yangınlara dayanan

Tekin Araz
_________________________________
Çok Geç

birgün gelsen de
çocukca koşarak
avucunda yıldızlarla

ve baksan yüzüme
o anki gibi
avucunu gözlerine taşıyarak

karşında ben olmayacağım
çünkü o zaman
sen yukarıdaki çocuk değildin

şimdi de ben
şu anki adam değilim.

Tayfun Tevfik Tarhan
__________________________
Ayrılık Hediyesi

Şimdi saat, sensizliğin ertesi...
Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın...
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu.
Bir ben kaldım tenhasında gecenin,
Avutulmamış bir ben...

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun.
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun...

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni...
Ekmek çalmadan doyurabilmek...
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara-sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi,
Bir-bir yargılayıp asıyorum...
Bu son olsun be... bu son olsun!
Bu da benim sana,
Ayrılırken mazeretim olsun!

Şimdi saat yokluğunun belası...
Sensiz gelen sabaha günaydın!
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...

Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun.
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun...

Kafamı duvara vurmadan,
Tanıyabilmek seni...
Beyninin içindekileri anlayabilmek...
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü,
Bütün saatleri öylece durdurabilmek için,
Çıldırasıya paraladım kendimi...
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be... ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana,
Ayrılırken şikayetim olsun!

gözyaşım, utangaç boynunun
inciden kolyesi olsun.
Isterim, sen de ben gibi yan,
ömrüne hep ağla.
hep ağla, bu benden, son dua,
bu benden, ayrılık hediyesi olsun...

Yusuf Hayaloğlu
______________________
KARASEVDA...........................

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür dönedolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir

CAHİT SITKI TARANCI
___________________________
YASAK AŞK
Seni anlatmak isterdim ama olmadı
Kalem kağıt yetersiz kaldı,
Sana olan sevgim o kadar büyüktü ki;
Bunu kimse anlayamadı...
Yolların hepsi ayırıyordu bizi,
Seçme hakkın olsa ne olur,
Severken seni bu kadar
Ayırıyor bizi bütün yollar!!
O kadar sevdim ki seni
Ayrılmamak için, bırakma diye beni
Önümdeki yolları görmedim
Olduğum yerde sabit kaldım,
Asla gitmedim ileri..
İmkansız aşklar mı bu kadar büyük olur sevgili;
Ulaşılmaz olduğun için mi
Bu kadar sevdim seni..
__________________________________
ANNE

Ağladığımı kimseye söyleme anne

Onlar beni güçlü biliyor

Onlar beni en zor günümde bile ayakta biliyor

Ben aslında geçirdiğim her günün akşamı evde ağlarken

Onlar benim içimin sızladığını, yüreğimin yandığını bilmiyor...



Ağladığımı kimseye söyleme anne

Onlar beni kral biliyor

Onlar beni kızdım mı, dünyayı yakacak insan biliyor

Ben aslında onun gözlerine bakmaya bile kıyamazken,

Onlar benim bir erkek uğruna üzüleceğimi tahmin bile etmiyor...



Ağladığımı kimseye söyleme anne

Onlar beni ağlamaz biliyor

Onlar beni... Üzüldüm mü bulunduğum şehri bulutlar kaplar biliyor

Ben aslında odama kapanıp sitem duygusuyla bir köşeye sinerken

Onlar beni hiçbir şeyin sarsacağını akıllarının ucundan bile geçirmiyor



Ağladığımı kimseye söyleme anne

Onlar bunu hiç bilmiyor

Onlar için ben en sağlam köprülerden daha sıkı bağlıydım hayata

Ben aslında ölümle yaşam arasında ki ince çizgide bir o yana bir bu yana giderken

Onlar hala benim için hayatın büyük bir kırıklığı olduğunu bilmiyor.



EMİNE GÜLEN
________________________________
TERKEDEN
Kimdi kimdi kalan
Giden mi suçludur her zaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman
Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey
kendiliğinden
Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden
Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
bu yüzden gitmiştir zaten

Murathan Mungan ....
_____________________________
KORKUYORUM

Yağmuru seviyorum diyorsun,
Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
Güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
Rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte, bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun...


WİLİAM SHAKESPEARE
______________________________

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sus gönlüm !


24/8/2007 · Kategori: siirler

Sus gönlüm.
Çok dile getirme.
Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm. Çok laf etme. Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.

Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm. Bir elif miktarı sus. Az kaldı bahara. Dayan gönlüm.

Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.

Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım... İnan bana... Ama yok. Başka çare yok.

Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz...

Sus gönlüm. Bu kışın bahara dönünceye kadar.

Bu gece gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.

Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.

Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus...

Sus gönlüm. Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vukuu buluncaya kadar


Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus...

Sus gönlüm. Onun geleceğini görünceye kadar.

Acının bala dönüştüğünü fark edinceye kadar.
Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.

Sus gönlüm. Sebepler var edilinceye kadar.

Bahaneler oluşuncaya, birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.

Sus gönlüm. Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Sus gönlüm. Her susuşun bir cevap olsun. Her susuşun, sabrın olsun.

Her susuşun, duan olsun. İçten yakarışının adı olsun, susuşun.

Bekleyişinin. Umut edişinin, inancının, sevdiğinin vurgusu olsun, susuşun

Yorum (yok) Yorum yaz!

istanbul.......


18/6/2007 · Kategori: siirler

Gecelerime kandiller yak gündüzlerime güller bırak

Yarr İstanbul, koyma beni senden ırak

İstanbul sokaklarında dolaşırken

Sirkeciden yukarı çıksam Sultan Ahmet'e

Gülhanede kalsam nefes nefese

Asırlık çınarların altında dinlensem sere serpe

İrkilsem minarenden yükselen ezan sesinde

Ayasofya mahzun boyun bükmüşken bize

Oturup ağlaşıyor yerebatanla diz dize

Babali suskun bayazıt yalnız

Yakışırmı bize bırakıp gitmek apansız

Pierlotiden nazareyledim seni

Eyüp sarmalıyorken yüreği ile beni

Üsküdarda bulutlar taşıyorken gözbebeklerinde

Vapurlar yanaşıyor yüreğinin en derin yerine

Dalgalar vuruyor kıyılarına yine

Yarr İstanbul sen ağlıyorsun gene

Gecelerime kandiler yak

Gündüzlerime güller bırak

Ah İstanbul koyma beni senden ırak..

Yorum (1) Yorum yaz!